Kadın Haberleri, Kadın Güzellik ve Bakım Haberleri, Kadın Güzellik, Kadın Bakım

Güzellik merkezlerinde ‘hijyen’ alarmı

Gülsüm Sözen, Türkiye'den kuaför ve güzellik merkezi çalışanlarının katıldığı kongrede yüksek lisans tezi projesi olarak kendi yaptığı araştırmada, çalışanların çoğunun dezenfeksiyon konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını gördüklerini söyledi. Gülsüm Sözen, önceki yıl yapılan güzellik kongresinde, farklı sürelerdeki deneyimlere sahip işverenler, estetisyenler ve çalışanlar arasındaki anket çalışmasından çok çarpıcı sonuçlar çıktığını söyledi. Sözen, 'Kullanılan aletlerin, gereçlerin, materyallerin dezenfeksiyonunda nasıl bir bilinç düzeyine sahip olduklarını ölçmeyi amaçladık. Sonuç çok enteresandı. Ultraviyole sistemlerden destek alan kişilerin oranı yüzde 37'lerdeyken dezenfektan solüsyon kullananlar yüzde 26 civarındaydı. Ama ciddi bir açık var ortada. Kalan yüzde 37'lik kesimin çok daha basit ve ilkel yöntemleri kullandıklarını tespit ettik. Kolonya bunların başında geliyor. Oysa kolonya bizim dezenfektan olarak kabul etmediğimiz bir şeydir' dedi.Kuaför salonunda manikür hzimeti veren kişinin tezgahında mutlaka kolonya olması gerektiğini belirten Sözen, 'Aslında çamaşır suyu en güzel dezenfektandır. 1'e 10 oranında sulandırdığınızda oldukça iyi sonuçlar verir aletlerin hijyeni açısından. Onun dışında, sadece suyla ya da deterjanlarla temizlik yaparak bunu sağlamaya çalışanlar bile var' diye konuştu. 'ULTRAVİYOLE CİHAZLAR DA DOĞRU KULLANILMIYOR' Neredeyse her kuaför ve güzellik merkezinde tezgah üstünde duran ultraviyole cihazların da doğru kullanılmadığını vurgulayan Sözen, şunları söyledi:'Cihazın eğitimini almadan kullanıyorlar çünkü. Örneğin, bir manikür pedikür setini ultraviyole cihazının içine bırakmadan önce, mutlaka iyice temizlemesi, akan suyun altında üzerindeki partikülleri iyice yok etmesi gerekiyor. Daha sonra alkol ya da sulandırılmış çamaşır suyu gibi bir dezenfektanla silip cihaza bırakması lazım. Cihazda da yüzeylerini çevirmeleri gerekli. Çünkü ultraviyole ışınlar, sadece dokunduğu yüzeyi sterilize edebilir. Makasların, penslerin muhakkak ağızlarının açık olarak konması gerekir. Aletlerin cihazdan alındığı an bekletmeden kullanması gerekir. Bunların çoğu yapılmıyor' dedi. Güvenli hijyen için diğer seçeneklerden birinin de otoklavlar olduğunu belirten Sözen, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Otoklavlar, buhar basıncından destek alır. Özellikle kalıcı makyaj vb uygulamaları yapan merkezlerin bu cihazları tercih etmesi gerekir.' 'ÇALIŞANLAR DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇMELİ' İş yeri sahiplerinin, çalışanların sağlık kontrollerini mutlaka düzenli olarak yaptırması gerektiği konusunda da uyarı yapan Gülsüm Sözen, şöyle devam etti: 'Çalışanların da kendi kişisel bakımlarını çok iyi yapıyor olmaları lazım. En basiti el yıkama konusu. 'Ya bu da konuşulacak konu mu?' deyip aslında çok basitmiş gibi atlanır. Oysa en çok bulaşı sağlayan, ellerimizdir. Eldiven kullanıyor bile olsak önce ellerimizin temizliğini gerçekleştirip sonrasında eldivenleri takmak gerekir. Ayrıca tırnak bakımları, saçlarının bakımı, hizmet verirken saçlarının toplu olması çok önemli detaylardan biri. Çok fazla takı, aksesuar takmamaları, önlük kullanmaları, hijyen koşulları açısından çok önemli. Kalıcı makyaj vb uygulamalarda kullanılan boyalar, ilaç benzeri ambalajlarda tedarik edilen boyalardan olmalı. Merdiven altı ürün olup olmadığına dikkat edilmeli. Malzemelerin temin edildiği firmanın sağlık koşullarının nasıl olduğundan çok emin olunması lazım. Sağlık otoritelerince onaylanmış, çeşitli testlerden geçirilmiş, Ar-Ge çalışması aşamasındayken tüm detayların, ölçümlerin yapılmış olması ve içeriklerinin çok iyi biliniyor olması gerekli. Her bir birey için, tek kullanımlık kaplar içerisinde formüle edip kullanılmalı. Her seferinde aynı boya kabı kullanılıyor maalesef. PROF. DR. ÖZYARAL: RUHSATI OLMAYAN YERLER VAR Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral ise hijyenin sadece temizlik anlamına gelmediğini belirterek, şunları kaydetti: 'Hijyen bir bütündür. Hastalıklardan uzaklaşmak, yaşam kalitesini artırmak, mesleği icra ederken hastalık taşınmasını önlemek buna dahildir. Sadece İstanbul'da yüzlerce merdiven altı işletme var. Bırakın hijyen eğitim sertifikasını, ruhsatı olmayan yerler var. Kadın evinin bir odasında ağda yapıyor, hiçbir belge yok. Bu konuda halkın dikkatli ve talepkar olması gerekli. Müşteri olarak gidilen yerin hijyeni sıkıntılıysa mutlaka zabıtaya bildirilmeli. Manikür, pedikür, ağda, kaş bıyık alma veya kalıcı makyaj fark etmiyor; ciltteki herhangi bir patojenin bir başkasına aktarılmaması için çalışanın Milli Eğitim Bakanlığı'nın hijyen eğitim sertifikasını bizzat kursa giderek alması gerekli. öyle uzaktan eğitimle olmaz bu iş. Çalışan, hem kendisini hem müşterisini koruyacak. Bunun için de hastalık kaynaklarını, nasıl bulaştığını bilecek. Rastgele insanlar bu işleri yapıyor. Tırnağın kenarı ya da dibindeki herhangi bir mantar, mayasıl, metal bir aletle bulaşıya yol açar. İlla ki kanama olması da şart değil. Tırnak ve kıl diplerindeki mantar enfeksiyonları en sık bulaşıya yol açan etkenler. Mesela dezenfeksiyon, kolonya pamukla sağlanmaz. Yeri geliyor, metil alkole batırıp aleve tutmak gerekiyor ya da dezenfektana yatırıp önce eldivenle yıkayıp sterilizasyon fırınına koyması, burada da çevirerek sterilize etmesi gerekiyor. Kesintisiz sterilizasyon çok önemli. Sterilizasyon herhangi bir noktada kırılıyorsa, istediğiniz kadar cihaza koyun, dezenfektana batırın fark etmiyor. Müşteriyle birebir müşteriyle temas eden meslekler için çalışanların düzenli sağlık kontrolleri zorunludur. Esneklik gösterip yaptırmamak suç unsurudur. 6 ayda bir yapılması gerekir rutin kontrollerin. Bu işletmelerde ortak malzeme her zaman problemdir. aletler malzemeler kişiye özel olmalıdır. Yatılan ağda masası ya da tıraş koltuğunun bile hijyeni uygun olmalıdır.'

Bir önceki yazımız olan Siber zorbalık ve sosyal medya tacizinin hukuki boyutları! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir